Kronik sağlık problemleri, kişisel hayatındaki sorunlar ve Meksika kökenlerinden ilham alan Frida Kahlo (1907-1954), baktığınızda sizleri düşüncelere sürükleyecek eserleri ile tanınır. Genellikle Sürrealist ressamlar arasında sınıflandırılsa da, o hiçbir zaman bu akımın bir parçası olmamıştır.

 

Alman ve Meksika kökenlerine sahip olan Kahlo, altı kız kardeşten biri olarak Amerika’da Mexico City’nin kenar mahallelerinde dünyaya geldi. Altı yaşındayken dönemin yaygın hastalığı olan Polio teşhisi kondu ve dokuz ayını yatak istirahatinde geçirdi. Tedaviden sonra topallayarak yürümek zorunda kaldı. Ergenlik döneminde, Meksika kültürü, politikası ve sosyal adalet gibi kavramlarla yakından ilgilenmeye başladı.

 

 

 

1925 yılında Kahlo’nun hayatına derinden etkisi olacak bir trajedi meydana geldi. Otobüs ile okuldan eve dönerken, okul otobüsü ile tren çarpıştı. Kaza sırasında demir kazık vücuduna saplanan Kahlo, pek çok sayıda kırık ile mücadele etmek için uzun aylar boyunca hastanede kalmak ve alçıdan bir korse giymek zorundaydı. Tüm bu iyileşme sürecinde, oto-portrelerini çizmeye başladı. Frida Kahlo, sanatında oto-portrelerine sıklıkla yer vermesinin sebebini ise “Kendimi resmediyorum, çünkü genellikle yalnızım ve kendim en iyi bildiğim özne.” şeklinde açıklar.

 

 

1928 yılında, Meksika Komünist Partisi’ne üye oldu ve aşık olacağı, dönemin meşhur duvar sanatçısı Diego Rivera ile orada tanıştı. Rivera 42 yaşında, uzun ve hafif kiloluydu; Frida ise sadece 21 yaşında, kısa ve bir o kadar narindi. Öyle ki 1929 yılında evlendiklerinde Kahlo’nun ailesi bu evliliği “bir fil ve bir güvercinin evliliği” olarak nitelendirdi.

 

 

Bu tarihten itibaren, Kahlo geleneksel Meksika kıyafeti olan Tehuana’yı giymeye başladı ve Meksika yerel kültürünü eserlerinde daha fazla yer verir oldu. Ancak evlilikleri pek de mutlu gitmiyordu. Rivera’nın sadakatsizliği Kahlo’nun sağlığını kötü yönde etkilemeye başlamıştı. İki kere düşük yaptı, apandisit ameliyatı oldu, iki ayak baş parmağı da kangren kaynaklı kesilmek zorunda kaldı. Kahlo tüm bu zorluklar ile boğuşurken ise, Rivera Kahlo’nun kız kardeşi Cristina ile yasak bir ilişki sürdürüyordu. Kahlo sanatı ile bilinirlik kazanırken, 1939 yılında Rivera’dan boşandı. Boşanma sürecinde hissettiği duyguları; fiziksel ve psikolojik zorlukları aşağıda görebileceğiniz ikili oto-portresi olan The Two Fridas (İki Frida) aldı eserine yansıttı.

Tüm bu zorluklardan sonra bile boşanmalarından bir yıl sonra tekrar evlendiler, ancak bu evlilik de ilk evlilikleri kadar iniş ve çıkışlara sahip oldu.

Kaynakça:

Hodge, S., (2017), The Modern Art In Detail, 75 Masterpieces, Thames and Hudson

Sepet

%d blogcu bunu beğendi:

Giriş Yap

Create an Account
Back to Top